BodyTR Forumu

BodyTR Forumu

Zinde Türkiye (ZT) dergisine bağlı bulunan tartışma, sohbet ve paylaşım alanı. Dergiyi okumak için lütfen www.bodytr.com adresini ziyaret ediniz.
Sistem saati: 19 May 2012, 12:24

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 19 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İlgili
İletiTarih: 16 Kas 2010, 21:05 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
Bu diyetlerden hepimizin haberi var az çok.. Bende uzun süre araştırdım.

Türklerin yerleşik hayata geçmeden önce bu diyetle beslendiğini düşünüyordum. Fakat tam emin değildim doğal olarak. Bu düşüncemi Ksiren abimizlede paylaştım oda buna ihtimal verdi..

Öncelikle ana düşüncem göbeçe toplumun hayatını karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye müsait olmadığıydı. Göçebe yaşam tarıma müsait olmadığı gibi yağmadan elde edilmiş olabilecek pirinç vb karbonhidratlar, büyük bir toplumun hayatını aralıksız bu besinlerle idame etmesine imkanda vermezdi.. (elde edilecek besinlerin sınırından ötürü)

Bunun yanı sıra uçsuz bucaksız bozkırda çeşit çeşit meyvenin olabileceğinede ihtimal vermiyordum.. (olmaz değil olabilir çok geniş bir çoğrafya sonuçta fakat genel bakış açımızı standart beslenem düzenine göre ayarlıyorum)

Göçebe Türklerle ilgili o dönemin diğer devletlerinde ki kayıtlara baktığımda Türklere sütobur ve etçil bir kavim olarak gördüklerini fark ettim. Özellikle Romalılar Türklerin inanılmaz derecede süt ürünleri tükettiklerini fark etmişler. ( yalnız süt tüketimi çok az. Laktozdan en fazla etkilenen milletlerin başında Türkler geliyor bunun neticesinde yoğurt, kımız gibi alternatif besinler ortaya çıkartılmış atalar tarafından.) Bu dönemlerde yoğurt barbar yemişi olarak adlandırılmış.. ve Türkler arasında etin yanında tüketimi en fazla olan besin.

Pastırma ve Sucuk aslında tam bir savaş durumu besinleri.. Öyle ki bu iki besin pişirilmeden de tüketilebiliyor bunun yanında tamamen et ve baharattan oluşturulmuş yağ oranlarıda yüksek.. 1 aydan daha fazla hiç bir şekilde duraksamadan giden bir askeri birliğin bu duruma nasıl dayandığını anlamak zor değil.. Ketojen durum ve sınırsız enerji.. (at üzerinde uyumaları vb gibi durumlar ayrı bir konuyu teşkil eder bkz : savaş için yaratılmak ;-) )

Bu ve benzeri düşünleri araştırdığım sıralarda.. 2-3 gün önce discovery channel da yayınlanan Man vs. Wild programına geldim. Bölüm Sibirya'da geçiyordu. Her bölüm sonunda bir yerleşim yeri bulmaya çalışan sunucu doğa şartlarından sıyrılarak bir Tuva Türk köyü buluyor.. Dışarısı -40 derece. Tarım olması imkansız. Bunun yanı sıra meyve gibi besinlerde yok.. Köy bildiğimiz GökTürkler de ki yurt çadırlardan kurulmuş. Sunucuyu bir adam karşılıyor. Onu içeriye alıyor ve bişeyler ikram ediyor. Sadece et ve yağ.. İkramda bulunan köylü tam 84 yaşındaymış.. Valla ben 55-60 yaşları arasında sanmıştım.. Hergün kilometrelerce yol yürüyebilen bir dede.. Vitamin gibi ihtiyaçları hayvanların kanından karşılıyorlarmış. (burası çok önemli belgeselde köylü hayvanı kesiyor! aslında İslamiyet öncesi Türklerde ve şuan Müslüman olmayan Şaman Tuva Türkleri hala eski geleneği devam ettirmektedirler ve kurbanın kalbi durdurularak öldürülür. Bu sayede ayrıca kan içmek gibi bişey asla söz konusu olamaz! Hafif kanlı yenir.. Sanırım belgesel yapımcıları onları buna zorladılar..)

http://www.youtube.com/watch?v=WaYoYM8_rYY
Buyrun bu izleyebileceğiniz köprüsü..

Şuan bu hala konuda ki araştırmalarımı sürdürüyorum.. Sizinde olumlu olumsuz düşüncelerinizi bekliyorum. Yanıldığım yerler olabilir mutlaka. Fakat Türklerin kesinlikle düşük karbonhidrat ve yüksek protein oranlı beslendiklerini düşünüyorum ve bunu savunuyorum.

Olaya biraz daha espirili yaklaşalım..
Düşük karbonhidrat ve yüksek proteinli sütobur ve etçil Han : (Bilge Kağan)
Resim

Boş şerbetli tatlıların tarımın üst düzey olduğu dönemdeki Han : (K. Sultan Süleyman)
Resim

:) :)

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 21 Kas 2010, 20:45 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Göçebe dendi ise o kadarda yabani değildik,yerleşik hayata geçme demişsin,Sanılanın aksine Türklerin ömrü göçebelikle geçse yapımı yüzlerce yıl süren onca anıtı dikemezlerdi. Bugün karadeniz yöremizde,anadoluda bile belli mevsimlerde insanlar yaylalara çıkıyor,göçüyor mevsim sonunda geri iniyorlar,Türklerdeki bozkır kültürüne bu açıdan bakmak gerekir.

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 22 Kas 2010, 07:28 
Çevrimdışı
mitokondri
Yaş: 38
Konum: mitokondri@bodytr.com
Kayıt: 14 Mar 2010, 06:08
İleti: 532
konuyu biraz sulanacak ama.. dayanamadım...eski türkler denilince tarkan, tarkan denilince kurt....
bir yemek sahnesi..tarkan ekip hana girerler koca bir kuzu söylerle..( bakın pilav filan yok:)
Yonca sultan, kumandan aybars, tarkan, kurt ve kurdun oğlu kurt jr. hepbirlikte sofraya otururlar. kurtlar yemeğe birtürlü başlamazlar ve geçen diyalog şöyle

K.aybars: (baba kurdu gösterek) niye yemiyor?
Tarkan: önce oğlunu doyurmak adetidir
K.aybars: (kurt jr. ı göstererek) e o da yemiyor
Tarkan: o da babası başlaman önce yemeğe el sürmez:D. (Ve beni bitiren replik) Kurt oğlunu türk adetlerine göre yetiştiriyor

ya şimdi bizim bildiğimiz eskiler habire kuzu cevirirlermis , ben hiç bir belgeselde pilav kaşıklıyanı görmedim.( tabiki ne kadar doğru bilinmez)......amma özellikle tatlı konusu karbonhidrat konusu , biliyorsunuz ki türklerin meşhur lokumu.....turkish delight diye literature geçmiştir...ve mesir macunu ki...bunu devamlı tüketirsen zaten başka yerden karbonhirat almaya gerek kalmaz...hani diyorum ki..ben sarayda yaşaşam.....bende mesir macununu çok yer şişmanlardım herhalde.......


Eklentiler:
gariboglu_tar-kur.jpg
gariboglu_tar-kur.jpg [ 174.84 KiB | 611 defa görüntülendi ]
t100000922706271_117232441650845_1996.jpg
t100000922706271_117232441650845_1996.jpg [ 4.88 KiB | 611 defa görüntülendi ]
19.jpg
19.jpg [ 46.28 KiB | 611 defa görüntülendi ]
untitled.JPG
untitled.JPG [ 70.92 KiB | 611 defa görüntülendi ]

_________________
Resim
Resim
Resim
Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 22 Kas 2010, 07:56 
Çevrimdışı
mitokondri
Yaş: 38
Konum: mitokondri@bodytr.com
Kayıt: 14 Mar 2010, 06:08
İleti: 532
İsin sakasi bir yana turklerin gecmiste daima hayvansal gidalarla beslendigini et sut yumurta tereyag vs dusunuyorum gecmisteki dopingsiz dogal guclu pehlivanlarimizin kuvvetinin buradan gelmis olmasi muhtemel....

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 22 Kas 2010, 13:15 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
70 lerin Tarkan türü filmlerine şimdi bakınca gerçekten komik geliyor,ama ben eskileri düşünüyorum evde 1 tane tv 1 tane kanal var,Her akşam saat 20 de haberlerle birlikte tv. açılır, Haberler 1 saat sürer ve haberlerin ardından "gece sineması" kuşağı...okuldan gelmiş alelacele ödevleri dersleri yapmışız,anneler evde sinema saati için kekler börekler hazırlamış,gürül gürül yanan sobanın üzerinde çaydanlık fokurduyor...off be...geçmişi hatırladım.

Ha bilirmisiniz? o dönemlerde film arası reklam modasıda yoktu bir film başlar bitene kadar dümdüz giderdi.:) Aman filmi kaçırmayalım diye tuvalete gitmemek için kıvranır,gidersekte gelir gelmez noldu? sorusunu sorar kaçırdığımız yerlerin izahatini alırdık..

Şimdi Tarkan filmlerine o zamanın gözü ile bakınca vallahi gülemiyorum,O zamanlar bizler için büyük şeylerdi. :)

Kurtların beslenme olayına gelince,film repliklerinde bir miktar komediye kaçmış olsalarda bazı hayvan kolonilerinde beslenmenin sıra ile yapıldığını artık binlerce kez izlediğimiz belgesellerden öğrendik.Sanıyorumki repliği söylerken bunu belirtmeye çalışmışlar.

Mesir macununa gelince,her ne kadar günümüzde mesir macununa bir nevi viagra gözü ile bakılsada aslında 41 çeşit bitkinin karışımından yapılmış bir ilaçtır. :)

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 22 Kas 2010, 18:16 
Çevrimdışı
Karluk
Yaş: 25
Konum: Gönüllerdeyim...
Kayıt: 21 Oca 2010, 02:12
İleti: 1815
HeavyDuty yazdı:
(...) Özellikle Romalılar Türklerin inanılmaz derecede süt ürünleri tükettiklerini fark etmişler. ( yalnız süt tüketimi çok az. Laktozdan en fazla etkilenen milletlerin başında Türkler geliyor bunun neticesinde yoğurt, kımız gibi alternatif besinler ortaya çıkartılmış atalar tarafından.) Bu dönemlerde yoğurt barbar yemişi olarak adlandırılmış.. ve Türkler arasında etin yanında tüketimi en fazla olan besin.

Pastırma ve Sucuk aslında tam bir savaş durumu besinleri.. Öyle ki bu iki besin pişirilmeden de tüketilebiliyor bunun yanında tamamen et ve baharattan oluşturulmuş yağ oranlarıda yüksek... (...)


Valla, pastırma falan şöyle dursun, artık normal et bile alamıyor aziz Türk milleti. Dünyanın en pahalı eti bizde (sanıyorum en hilekâr et tacirleri de öyle). Yoğurdu falan desen, çok şükür.

_________________
Forum Kuralları
Forumu Kolay Takip Etme Kılavuzu
Dailymotion Videolarını İzlemek İçin

Resim

http://www.facebook.com/bodytr.fitness
http://twitter.com/#!/BodyTR


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 24 Kas 2010, 23:44 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
Karbonhidrat tüketimi yapmamakla yabaniliğin nasıl bir bağlantı içerisinde oldu anlamadım ??

Türklerin bozkır kültürlerine yörüklerden bakmamız bize bazı şeyleri anımsatır fakat aynısı olması tabi ki imkansız.. O yüzden eğer tarihsel bir bilgi varsa paylaşalım çünkü ben bayadır araştırıyorum bu konuyu bana da yardımcı olacaktır tarımsal tüketimleri. Tarımsal faaliyet yapmadıkları çok açık ve net. Hayvancılık ana tema ana beslenme düzeni. Yağmadan elde ettiklerini falan konuşmayalım çünkü benim asıl bahsettiğim oturup soslu bi spagetti yiyorlarmıydı düzenli olarak italyanlar gibi ? hayır. O zaman napıyorlardı ? Düzenli olarak et ve süt ürünleri.

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 24 Kas 2010, 23:48 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
Bol şerbetli tatlıların tarımın üst düzey olduğu dönemdeki Han : (K. Sultan Süleyman)

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 25 Kas 2010, 08:16 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
:) Yabani derken ne dediğim zaten cümlelerden anlaşılmıştır,Türkler göçebeydi sadece et yerdi vs.. Yok kardeşim o kadarda değil.Göçebeliğin bir sınırları olur akşam yat,sabah kalk vur yola değil bu göçebe tanımı.Göçebe denen Türklerin bölgeleri belli Yukarıdada Karadeniz bölgemizden anadoludan örnek vermiştim,mevsimi gelince yaylaya,mevsim bitince şehire iniyorlar.Göçebelik kavramınada o açıdan bakılmalı,yazın sulak alanlara inilir tabi bu alanlarda tarımsal faaliyetlerde yapılır,kışın ise su baskını vs gibi durumlardan korunacak yüksek alanlara çıkılır bunun adı göçebelik olur kışın ekin yetişmez neticede...

Ve yağma demişsin,acaipsedim cidden :) Tıpkı Türk filmlerinde anlatılan replikler gibi düşünüyorsun.Devrin şartlarına göre olabilir kan davası ve bölgesel düşmanlık gibi sebeplerle karşılıklı çatışmalar,yağmalar vs olabilir ama senin düşündüğün tarzda beslenmelerini karşılayabilmek için her Allahın günü yağma yapmaları lazım ki ha deyince yağma yapacak birilerini buluyorsan o zaman göçebeliğin anlamımı kalmış :)

Göçebe Türkler ne giyerlerdi? hiç bitkisel ürün ve karbonhidrat yiyemeyen Türkler giysilerini,kumaşlarını nasıl yapar nasıl boyarlardı? koskoca kilim ve kıl keçe tezgahlarını göçebe hayatta sabah yüklenip götürmek,akşam oturup dokumak zor olsa gerek. :) Göçerken hiçmi ormanlık alana düşmezlerdi bunlar? hani yağma yaparken karbonhidratlı besin buluyorlar diye düşünüyorsun,başkasının bulabildiği besini yağmalamaktansa kendileride o kaynaktan faydalanamazmı? Ticaret denen olgu hiçmi yoktu?

Şimdi hak verilirki,sabahın köründe yanıt yazıyorum işyerinde pc başına otururken kucağıma bilmem hangi tarih kitabını alıp onu kaynak gösteremiyorum,yada googleden bak ara gibi klişe bir lafta edemiyorum ben olayı tarihsel çerçeveden açıp dahada karmaşıklaştırmaktansa işte yukarıda gördüğün gibi basit birkaç soru ile yanıtlamayı seçtim.

Birde göçebe kavramı iyi araştırılmalı.Asırlarca aynı topraklarda yaşamış Türkmen aşiretleri var ki işte yukarıdada belirttiğim gibi yazın orada kışın burada konaklıyorlar bunun nesi göçebelik? asırlarca aynı bölgede yaşıyor bu insanlar... Yazın Antalya-bodrum yapan yazlık eve giden kışın ise şehirde yaşayan iş güçle uğraşan bizlerde göçebeyiz o durumda :)

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 26 Kas 2010, 01:39 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
Abi bence yanlış düşünüyorsun :

Kıyafetlerinde kumaş ipek olmaları tarımsal faaliyetlerde bulunmalarından değil ipek yolunun ticaretini ellerine bulundurmalarından kaynaklanıyor.. Bunun yanısıra Orhun Anıtlarında bile ipek giysi buhranından bahseder. Bunun yanı sıra Hunların gerileme döneminde esir düşüp daha sonra Hunlara hayran olan çinli Vezir Çong resmen bu tarz giyim kuşamı yasaklatmış ana giysi olan hayvansal derilerden giyinmesi geri getirmek için uğraşmıştır. Çünkü bu tarz kıyafetleri her dönem çin kabul ettirmeye çalışmaktadır... Ürettiklerinden değil.

Göçebe kavramını açmaya gerek yok. Atalarımız durmaksızın bi yerden biyere gitmiyorlardı elbette. Fakat tarımsal faaliyetleride neredeyse yoktu. Hatta yoktu. Çünkü buna ihtiyaç duymuyorlardı. En yukarıda yazdığım gibi romalılar Hunların yoğurt gibi süt ürünlerinden ve etten başka bişey yemediklerini yazmışlar. Bu onların çok ilgincine gitmiş ve kağıda tarihsel olarak not düşmüşler çünkü kesinlikle beslenmelerde farklılıklar mevcut.. (adam alkolü bile kısrak sütünden yapmış!) Ötüken yada diğer bölgelerde taşma riski olan bir nehir yoktur. Burası Orta Asya mısır değil ki kızıl denizden çekinilsin..
Peki Türk devletininde yaşayan herkes başkette midir ? Tabiki hayır! Orta Asya bozkırına yayılmış bir çok boy topluluk var hepsinin aynı şeyi yapıyor olması kesinlikle mümkün değil.


Yağma kötü bişey değildir. Yağma ekonomisi basit bir ekonomide değildir. Yağmanın bir çok amacı var. En önemlisi akın anlayışı. Saldırılan devleti yağmalarla yıldırmak bunun önüne geçemeyeceği psikolojisini kazımaktır karşı tarafa.. Ama tabi ki yağmadan boş dönülmez. Yağma o kadar önemli fakat gidecek askerin mutlaka işine yarayacak birşeyler elde edilmeli.. Neyse konuya dönersek bu yağmalardan elde edilecek herhangi bir şekilde beslenme düzeni oluşturulamaz zaten. Bu ayrı bir paragraftır. Hayır Türkler yağmayla tarımsal bir beslenme oluşturdular asla diyemeyiz..

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 26 Kas 2010, 08:12 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Aslında olay bundan çok daha karışık, Türklerin tarihi çinlilerden de romalılardanda geriye gider.

İpek vs. hiç bahsetmedim ticaret olgusundan zaten bende bahsediyorum ama her Türk baştan aşağı ipekli giyemez ya, benim söylemeye çalıştığım kök boyama,demircilik,dokuma gibi tekniklerin göçer halde yapılamayacağı.Buna ilaveten çinlilerin işi gücü bırakıp Türklerin kıyafetine karışabileceğini de düşünemiyorum o devrin şartlarına göre zor.Ticaret yolları üzerine kurulan Türk kentlerinin çin ticaretine engel olmasından bahsediyorsun sanırım :)

Göçebe kavramı dediğim gibi geniş bir konu,ama kendi bölgesi,kendi atayurdu belli olan kişinin yazın nerde kışın nerde(Yazlak-kışlak) yaşadığı o kadar önemli değildir.Neticede günümüz metropol kültüründen bahsetmiyoruz,yazın kavurucu sıcaklar,kışın dondurucu soğpuklar yaşanan bölgeler burası yiyecek ve barınma ihtiyaçları elbette değişiklik arzedecektir.

Asıl konu karbonhidrat tüketimi idi,Genel kanı Türklerin sabah,akşam kuzu-koyun-dana çevirdiği yönünde :) Hayvancılık açık alanlarda yaşayan kültürler için her zaman ön plandadır,aşiret-oba kültürü yaşayan Türklerde kasaba gidip 2 kilo et alma diye birşey yoktu 1 koyun kesilir herkes gelir payını alırdı.Yani avlanan av hayvanları olsun,sakatlanan sürü hayvanı olsun zaten sürekli et yeme imkanları mevcut, Günümüzdeki gibi konsantre hazır gıda zaten bulamazlardı ki. Olay farklı perspektiften düşünülüyor aslında. Orta asyanın ağaçsız steplerinde elbet durum farklıdır ama Türkler sadece tek bir coğrafyada yaşamıyorduki. Herkesi,hepsini kapsayan bir genelleme yanlış olur.

http://www.kelbaykus.com/felsefe/1493-t ... tlari.html

Linkini verdiğim yazıyı bir okumak iyi olabilir,Sitenin ismi önemli değil verilen bilgiler tarih ödevi için bir kaynaktan alınmış.

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 27 Kas 2010, 23:53 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
İslamiyet öncesi Türk beslenme düzenini araştırmayı bıraktım zira burdan bulabileceğimiz bilgi neredeyse yok gibi. Shotokan'ın dediği gibi otağın yanına patetes dikmiş olabilirler mesela vs vb.. Ama yinede böyle bir ihtimali çok düşük görüyorum nedeni :

Nedeni modern göçebe kültürünü araştırmaya başladım. Araştırdığım yer Türkiye falan değil tabiki Tuva, Moğolistanda yaşayan modern çağın göçebeleri.
Moğolistandan Macaristana kadar nerede yerleşik bir Türk topluluğu (şehir köy vs) o mutfakta MANTI var bi kere. Bu belli ki ortak ata kültüründen gelen bişey. Fakat nerde göçebelik olan topraklara baksam Mantı falan kesinlikle yok. Kazakistan göçebelerinde de yok Kırgızistan göçebelerinde de ve tabiki Moğol göçebelerinde de yok. Burdan çıkarttığım sonuç şu ki yemek kültürü iki farklı koldan ilerliyor tarihi süreçte. Bu kültür tabiki yaşam koşullarından ötürü. Yerleşiksen birşeyler üretiyorsundur tarımsam olarak gibisinden.

YALNIZ : şu çok önemli ki bu iki farklı koldan bi tanesi Hun ve öncesi dönemden geliyor. Et ve süt ürünleri. Diğeri ise İslamiyet sonrası dönemdeki yerleşiklik. Tarih ilerledikçe boyların yemek kültürleri biraz karışıklaşıyor ona hiç girmeyelim. Zira ben Tatar Türk'üyüm bizim mutfağın %90'ı hamur işidir mesela..

Neyse günümüzde yaşayan göçebe topluluklarda ben hala hamur işi karbonhidratın şehirlerdeki kadar tüketilmesine falan henüz raslamadım. Ekmek falan zaten yok. Moğol göçerlerinde et ve kımız akşam yemeği.. Ki çok önemli bir ayrıntıyı asla es geçmemek istiyorum. Bu adamlar göçebe ama şehirden gidip alışverişte yapıyorlar.. Makarna alabilir pirinç alabilir. Sonuçra böyle imkanları mevcut.fakat tercih etmiyorlar dediğim gibi sofralarında ağırlık et ve süt ürünleri. Sibiryanın bir kısmında böyle imkanlar yok onlar her türlü sadece et yiyiyorlar..

Neyse ben araştırmaya devam :) zor konu yaff.. fetih tarihi değil ki ne olmuş bitmiş bakayım. Binlerce Hun nasıl besleniyordu ? çok karışık :)

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 29 Kas 2010, 08:10 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Verdiğim linki okuma zahmetine girmediğin gibi bir anlam çıkardım.

Hem Türklerden bahsedip hemde Türklerin sadece bir boyunu araştırmakta dediğin gibi seni bir sonuca götüremeyecektir. Üstelikte bir tezatlık yokmu sence?

Adamlar her coğrafyada kentte mantı pişiriyor ama obada pişirmiyor! Nasıl oluyor bu? Moğolistandan macartistana kadar her yerleşik Türk toplumu aynı yemeği yapabiliyor ama obadakiler yapmıyor! e nasıl gelmiş bu damak tadı şehirlere? Mantı dediğimiz şey arasına et parçaları koyulmuş üzerine soslu yoğurt dökülmüş bir yemek değilmi?Obada et-yoğurt varda sırf göçebe oldukları için hamurmu açmıyorlar? :)

Okumaya gerek görmediğin linkten alıntı yapayım,

İnsanlık tarihinde yüksek kültürlerin kaynağı tarım bölgelerinde ve şehirlerdeki sosyal yaşayış olmuştur. Orta Asya Türk topluluklarına bu açıdan yaklaşıldığında, oradaki insanların çok yüksek bir tarım, ticaret ve şehir hayatına sahip oldukları görülmektedir. Bu bakımdan, müslümanlıktan önceki Orta Asya Türklerinini tamamen göçebe oldukları şeklindeki yaygın kanaat yanlıştır.

Orta Asyadaki Türk topluluklarının önemli bir kısmı ticaret yolları üzerinde, tarım açısından verimli vadilerde çok eskiden beri şehirler ve kasabalar kurmuşlar, buralarda çok yüksek bir yerleşik kültür geliştirmişlerdir. Buralarda kurulan devletlerin hemen hepsi de önemli şehirler ve tarım bölgelerini ele geçirmeye çalışmışlar, bu uğurda savaş vermişlerdir. Zaten, tamamen göçebe toplumların yüksek teşkilâtlı bir devlet kurup bunu uzun süre devam ettirmelerini beklemek yanlıştır. Tarihteki hemen bütün büyük devletler, göçebe toplumlar tarafından kurulsa bile, büyük şehirlere ve yerleşik halka dayanmışlardır.

Orta Asyadaki Türk toplulukları sadece hayvancılıkla geçinen gruplar değildi. Kışlak hayatının gelişmesi ile, tarım da insanların ana meşguliyetlerinden biri olmuştur. Hem hayvancılık hem de tarım, Türklerin toprağı çok iyi tanımalarına imkân sağlamıştır. Hangi toprak parçalarının nasıl işleneceği, hangi ürünlerin hangi mevsimlerde ekilip dikileceği, hasat zamanları, hasat âletleri gibi konular üzerinde birçok gelişmeler olmuştu. Toprağı işleme, dinlendirme ve sulama usullerinin yanı sıra yetiştirilen bitkilere bakmak, Orta Asya Türk toplumları arasında tarımın nasıl bir gelişme gösterdiği hakkında açık bir fikir verebilir. Burada yetiştirilen bitkilerden bazıları şunlardır: arpa, buğday, burçak, çavdar, yulaf, darı, pirinç, mısır, kavun, karpuz, kabak, hıyar, acur, pancar, şalgam, turp, soğan, sarmısak, pırasa, bakla, bezelye, fasulye, mercimek, nohut, ıspanak, marul, pazı, hindiba, biber, susam, yonca, çayır v.s... Bu bitkilerin yanı sıra şu ağaçların ürünlerinden de faydalanılıyor ve bunların "kültürlenmesi" için çalışılıyordu: alıç, armut, alma, ayva, badem, ceviz, dut, erik, fındık, fıstık, kestane, hurma, iğde, incir, kayısı, zerdali, kızılcık, kiraz, vişne, muşmula, nar, şeftali, limon, portakal, turunç, üzüm, zeytin, palamut v.s...

Orta Asya Türk toplumlarının bu kadar çeşitli bitki ve ağaçların tarımını yapabilmeleri, onların iklimler arası çok çeşitli özellikleri olan topraklar üzerinde yaşadıklarını gösteriyordu. Bu ise, Türk insanına çok geniş bir hayat tecrübesi, dünya görüşü ve çevre hakkında bilgi sağlıyordu. Tarım ile uğraşan aileler de çocuklarına, elbette gene yaygın eğitim vasıtasıyla, bütün bu bitkilerin özellikleri, yetiştirilmesi, işlenerek yenilmesi ve pazarlanması ile bilgileri aktarıyorlardu.

İster hayvancılık isterse tarımla uğraşsın, Orta Asya Türk toplulukları içinde bu alanlarla ilgili yoğun ve ince bilgilere dayalı gayet yoğun bir yaygın eğitim çalışması yapılıyordu.

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 29 Kas 2010, 13:25 
Çevrimdışı
HeavyDuty
Yaş: 23
Kayıt: 09 Şub 2010, 04:17
İleti: 339
Benim yazdığımı tam olarak anlayamamışsınız sanırım.. Tek Türk boyunu araştırmakla olmaz diyorsunuz burdan belli.. "2010 YILINDA İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEME EN YAKIN ŞEKİLDE YAŞAYAN TÜRK BOYLARINI ARŞATIRIYORUM" demek istemiştim..

Bütün Türk boylarında ortak yemek varken nasıl oluyorda böyle düşünüyorsun falan demişsiniz. Onuda çok açık bir dille yazdım. İki kollu yemek kültürünün tarihi süreci vs..

ÜretEmemek ve ÜRETMEMEK arasında çok büyük fark var. Ben üretemiyorlar demiyorum üretmiyorlar diyorum..

Dün gazetede okudum. Doğu Türkistanda yapılan bazı kazılarda fırın kalıntılarına raslanmış. Tahminen 2500 yıl önceki döneme ait. Şehriye çorbası gibi besinler olduğu tahmin edilmiş. O topraklarda bazı Türk boylarının tarımsal faaliyette bulunduğunu zaten biliyorum. Orta Asya'da yine bazı bölgelerde bu denli tarıma elverişli topraklar ve buraları işleyen Türkler de var. Su kanallarıda var tarım için.
Fakat Türk toplumunun genel yapısına bakınca bu tarımsal faaliyetlerin tamamen yetersiz yıllık kişisel beslenmeyi karşılamayacak kadar düşük olduğu ortada. Eken kendisi besleniyor olabilir o ayrı bir konu.. Ayrıca tarımsal faaliyetle hayvanların beslenmesini karşılamaya çalışılıyorda olabilir. Buda çok büyük bir ihtimal..

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Taş Devri Diyeti, Atkins Diyeti vb Ketojen Diyetlerle İl
İletiTarih: 29 Kas 2010, 14:19 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Anladım şimdi, konu geçmişten gidiyordu bu sebeple günümüzden bahsedildiğini anlayamadım :)

Günümüzdeki toplumların geçmişe uygun yaşayıp yaşamadığını tespit çok zor. Tüm dünya ırklarına bir bakalım, Japonlarda geleneksel yapıda bizdeki gibi ağır basarken yeni konseptte japon gençleri yavaş yavaş kültürlerinden uzaklaşıyor Amerikaya bakıyoruz kızılderili boyları yavaş yavaş kültür ve adetlerinden uzaklaşıyorlar,afrikaya bakıyoruz orda da yine aynı belgesellerde görüyoruz adam okumuş doktor olmuş öğretmen olmuş yetiştiği kerpiç köye geliyor.. Yani yapmaya çalıştığınız araştırma oldukça zor.İslamiyet öncesi dediğiniz dönem 1000 küsür yıllık bir tarih,bu kadar zaman içerisinde aynı inancı koruyabildilermi? o bir muamma.. buna ilaveten İslamiyet öncesi deniyor ancak Türklerin islamiyete geçmesindeki en büyük etken İslamiyet inancının Türklerin yaşayışına ve inançlarına zaten çok uyması. Eski türklerde Gök Tengri inancı vardı islamiyete geçtik ellerimizi yine Göğe açıyoruz dua için...Diğer büyüklere saygı,misafirperverlik gibi Türklüğün töresinde olan ama dini inançtada yer kaplayan uygulamalarıda örnek olarak hatırlatayım.

Geri kalan bölüme gelince tezatlık var yine,önce geçmişte yapılan kazılardan ve tarımsal faaliyetlerden bahsetmiş sonrada yetersizdi demişsiniz. Günümüz TÜİK i bile yeterli istatistik yapamıyorken taaa birkaç bin yıl öncesinin var olan üretiminin yetersizliğini tartışmak enerjimizi tüketir. :) Üretim varmıymış? varmış. Gerisi önemli değil, 2-300 kişilik obaların bozkırlarda,steplerde karşılaştığı besin güçlükleri koca bir ırkın istatistiği yerine geçmez diye düşünüyorum.

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 19 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye