BodyTR Forumu

BodyTR Forumu

Zinde Türkiye (ZT) dergisine bağlı bulunan tartışma, sohbet ve paylaşım alanı. Dergiyi okumak için lütfen www.bodytr.com adresini ziyaret ediniz.
Sistem saati: 19 May 2012, 12:10

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 47 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 07 Şub 2012, 15:11 
Çevrimdışı
mitokondri
Yaş: 38
Konum: mitokondri@bodytr.com
Kayıt: 14 Mar 2010, 06:08
İleti: 532
[quote="teddy bear"]

Isınma, yanıklar bu iki tür radyasyonda da görülür zaten. Sırf yüzeysel sıcaklık artışı olmaz zaten derin dokulara kadar inebilir.

teddy
geçen hafta akrabamıza geçmiş olsun ziyaretine gittiğimde geçen konuşma oldu kendisi türk telekomda , diğer bir misafirde siemens te baz istasyonlarıyla ilgili bir projenin başında görevli bir mühendis ti,
akrabamın evi en üst katta hemen 20 metre ileride tepedeki ( aynı hizada arada her hangi bir yapı yok) 3 taneye yakın baz istasyonu vardı.. kullandığı cümle aynen söyle , ahmet abi derhal bu evi satıp başka yere taşın...ölçüm yapsak burası epey yüksek çıkar dedi...( bu baz istasyonlarının yansıttıkları nerji yada ışın yada her neyse ölçülebiliyormuş)
ben de bunun üzerine bunların ne zararı var diye sordum özetle senin yukarıdaki cümlende de geçtiği üzere yüzeyel sıcaklık zamanla derin dokulara geçebilir kelimesini kullandı, insanın aklına bir çok soru takılıyor
ufak bir not baz istasyonu karşınızda olacağına oturduğunuz binanın tepesinde olması daha az enerjiye maruz kalmanıza sebep oluyor.
yine aynı dostumuzun söylediği üzere avruada bunları küçük modellerle değiştirmiş, amerikadada şehir dışında yüksek alanlara kurarak çözmeye çalışıyormuş.....
bizdede şu anda alışveriş merkezlerine küçük modeller kurlmaya başlanmış..zaten siemens yapıyormuş sanırım bunlarıda...tercih hakkım olursa baz istasyonundan uzakta olmak isterim
çünkü kronik olan her şey mutleke ama mutlaka zarar verir.......aynı su damlayan mermerin delinmesi gibi düşünebiliriz...ne dersin?
benimki amatörce fikir alış verişi dediklerimi bilimsel bir şeye dayandırmamam...
sevgiler

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 07 Şub 2012, 16:29 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
mitokondri yazdı:

teddy
geçen hafta akrabamıza geçmiş olsun ziyaretine gittiğimde geçen konuşma oldu kendisi türk telekomda , diğer bir misafirde siemens te baz istasyonlarıyla ilgili bir projenin başında görevli bir mühendis ti,
akrabamın evi en üst katta hemen 20 metre ileride tepedeki ( aynı hizada arada her hangi bir yapı yok) 3 taneye yakın baz istasyonu vardı.. kullandığı cümle aynen söyle , ahmet abi derhal bu evi satıp başka yere taşın...ölçüm yapsak burası epey yüksek çıkar dedi...( bu baz istasyonlarının yansıttıkları nerji yada ışın yada her neyse ölçülebiliyormuş)

Base istasyonu ile cep telefonlarının yaydığı RF dalgaları arasında hiçbir fark yok. Tek farkları birisinin daha fazla güçte olması mesela cep telefonu 0,2W güçte ise base istasyonuna da 50W diyelim. Cep telefonunu kulağına götürmekle bu base istasyonuna 50mt yaklaşmak arasında hiç bir fark yok.

Bir adam cep telefonunu kulağına kadar sokmakta sakınca görmezken base istasyonuna 50mt yaklaşmaktan korkmasına anlam veremiyorum bu yüzden. Ya da evine mikrodalga fırın alıp, infrared ısıtıcı ile ısınırken, wireless modem kullanırken, evinde uydu anteni kullanırken bütün bunlarda hiçbir sakınca görmeyip gidip suçu cep telefonlarında ve base istasyonlarında bulmasını gerçekten anlamıyorum.
mitokondri yazdı:
ben de bunun üzerine bunların ne zararı var diye sordum özetle senin yukarıdaki cümlende de geçtiği üzere yüzeyel sıcaklık zamanla derin dokulara geçebilir kelimesini kullandı, insanın aklına bir çok soru takılıyor

EM dalgaları da bir tür enerji sonuçta. Enerjinin olduğu yerde ısı da olacaktır.

mitokondri yazdı:
yine aynı dostumuzun söylediği üzere avruada bunları küçük modellerle değiştirmiş, amerikadada şehir dışında yüksek alanlara kurarak çözmeye çalışıyormuş.....

Aksine bir base istasyonu cep telefonlarından ne kadar uzak kalırsa o kadar daha çok güçlü olmalıdır. Eğer düşük güçte base istasyonu kurulmak isteniyorsa olabildiğince yoğun nufüslu yerlere kurulur.
Base istasyonlarının küçülmesi de tamamen yeni anten tasarımları ve yeni cellular network standartlarıyla alakalı.

mitokondri yazdı:
bizdede şu anda alışveriş merkezlerine küçük modeller kurlmaya başlanmış..zaten siemens yapıyormuş sanırım bunlarıda...tercih hakkım olursa baz istasyonundan uzakta olmak isterim

Evet bak benim bir üstte dediğime gelindi. :) Base istasyonları daha düşük güç tüketimi için böyle yoğun insan popülasyonunun olduğu alanlara kurulur.

mitokondri yazdı:
çünkü kronik olan her şey mutleke ama mutlaka zarar verir.......aynı su damlayan mermerin delinmesi gibi düşünebiliriz...ne dersin?
sevgiler

Dünya var olduğundan beri EM dalgalarına maruz kalıyoruz, anne karnından başlayarak. Hatta yüzbinlerce yıl önceki atalarımız bile bu kuvvete maruz kaldı. Baya bir kronik aslında.

Nedense herkesin dikkatini "cep telefonları" çekiyor. Ben bunu şuna bağlıyorum, insanlar bir nevi günah keçisi görmek istiyorlar.

Öte yandan bakıyoruz insanlar base istasyonların kurulmasına karşı çıkıyor ama bilmiyor ki bir kişi base istasyonuna ne kadar uzak olursa cep telefonu ile konuşurken ortaya çıkan RF dalgaları o kadar güçlü olacak. :P

Sırf bu dediğimden bile bu base istasyonlarına karşı çıkanların elle tutulur gözle görülür bir dayanakları olmadan bunları söylediklerini görebiliriz.

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 08 Şub 2012, 09:20 
Çevrimdışı
mitokondri
Yaş: 38
Konum: mitokondri@bodytr.com
Kayıt: 14 Mar 2010, 06:08
İleti: 532
ok saol...zaten pek anlamdığım bir konu ama biraz fikrim oldu sayılır:)

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 12 Şub 2012, 03:48 
Çevrimdışı
Resul
Yaş: 28
Kayıt: 04 Şub 2010, 22:30
İleti: 441
teddy bear yazdı:
Mobil iletişimin daha doğrusu haberleşmede kullanılan elektromanyetik dalgaların kansere ya da hücrede herhangi bir mutasyona yol açtığına dair ispatlanmış hiçbir çalışma yok Resul. Zaten bunun olması için fizik yasalarını baştan yazmaları gerekir.

Ama buna rağmen insanlar cep telefonlarındaki SAR değerini kanser etme derecesi falan sanıyorlar, baz istasyonlarının kanser yaydığını sanıyorlar. Son 30 yılın en büyük şehir efsanesi bu. Çok teknik bir alan olduğu için her önüne gelen adam da bu kavramları bir tutuyor.
Hani bunun dersini almamış olsam ben de inanıcam o derece bir bilgi kirliliği var ortada.

İletişimde kullanılan iyonize olmayan radyo dalgalarının verebileceği en büyük zarar "ısıtmaktır", elektrikli ısıtıcılar da radyasyon yayar sonuçta. Yani bu tür bir radyasyondan ölmek ancak vücut sıcaklığının tehlikeli derecelere yükselmesiyle olur.

Tehlikeli olan tür iyonize radyasyon. Yani Alfa, Beta, Gamma, X-ray falan. Bunların kaynakları zaten bambaşkadır, radyoaktif maddelerdir. Bu tür radyasyon DNA'e zarar verir, mutasyona ve kansere neden olur.


Ev tasidigimdan ancak simdi cevap verme firsati bulabildim. Simdi Teddy, ulkemiz ogrencilerinde gordugum en yaygin hastaliktan sen de muzdarip gorunuyorsun. Bilim bir deneme-yanilma surecidir, bugun bir seyi bilmiyor olmamiz onun var olmadigi anlamina gelmez, bugun bilimin bir seyi soyluyor olmasi (hele hele ekonomik sistemi goz onune alirsak) onun dogru oldugu anlamina da gelmez. Evet iyonize olmayan radyasyonun DNA'ya zarar vermedigi iddialarini biliyoruz, peki bu kanserojen olmadiklari anlamina mi gelir? Neticede kanserin tek sebebi radyasyon degil ki, beynine bir santim mesafede mikrodalga firin gibi iyonize olmayan radyasyon yayan bir cihaz tutuyorsun. Bunun uzun sureli kullaniminin gercekten zararsiz olduguna inaniyor musun? Ben pek inanmiyorum. Zaten gecen yil icinde cep telefonunun beyin tumorune neden "olabilecegi" DSO tarafindan duyuruldu (bu konulari biraz bilenler buyuk firmalarin cikarlarina aykiri arastirmalarin net olarak ifade edilemeyecegini de bilir). Unutmayalim ki bir zamanlar sigarayi da grip tedavisinde faydali diye pazarliyorlardi.

Ote yandan, madem bunu soyluyoruz, o zaman sunu da belirtmemiz gerekir, salt mevcut verilerle gideceksek GDO konusunda da bu gidalari tuketmenin saglik sorunlari yaratacagina dair tek bir arastirma yok. Bunlar zararli diyen arastirmacilar ya isinden oluyor ya susturuluyor. Simdi bu sartlar altinda GDO'lari da mi guvenle tuketelim?

(Devami gelecek...)

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 12 Şub 2012, 04:47 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
O hastalığa karşı aşılıyım ben Resul. :)

Bu herhangi bir şey değil dolayısıyla inanıp inanmamak diye bir şey yok. "İnanıyorum" bu yüzden var, "inanmıyorum" bu yüzden yok diyemezsin. Dolayısıyla verdiğin örneklerle bu hiç bir değil.
"Bugun bir seyi bilmiyor olmamiz onun var olmadigi anlamina gelmez" sözün bunun için geçerli değil. Milyarlarca yıl önce de bu radyasyonun yapabilecekleri aynıydı, milyarlarca yıl sonra da aynı olacak.

Ben "yerçekimine inanmıyorum" deyip kendimi gökdelenden en üst katından aşağı bırakınca neler olacağını biliyoruz?


Şimdi ben oturup non-ionizing radyasyonun iyonlaştırdığını "iddia" edemem, buna "inanamam" çünkü fizik yasaları ortada.
"Ben kansere neden olduğuna inanıyorum" diye kalkıp bu radyasyon birden iyonlaştırma etkisi gösterip DNA'i bozacak, zarar verecek, serbest radikalleri ortaya çıkaracak değil herhalde? Bunlar "iddia" değildir kesin şeylerdir.
Ayrıca elektromanyetizma ve iyonize radyasyon hakkında "deneme-yanılma" süreci Marie Curie ve diğer insanlar tarafından 100 yılı aşkın bir süredir yapılıyordu hatta bunu lösemiye yakalanıp canlarıyla bile ödediler.

O yüzden önceden sigara zararsız diyorlardı şimdi kötü örneği gerçekten hiç iyi olmamış. Şirketler kalkıp kesinliği tartışılmaz olan fizik yasalarını baştan yazacak değiller ya? :)

Beyinde tümöre neden "olabileceği" iddiasını söyledim zaten ortada elle tutulur gözle görülür bir kanıt yok. Sadece elde ettikleri ve nasıl elde ettikleri oldukça muamma olan verilerden yola çıkmışlar ve bir sürü bilim adamı da karşı çıkmış.
Unutma ki WHO 70'li yıllara kadar eşcinselliği bir "hastalık" kategorisine sokan bir örgüttü şimdi çıkarılmış durumda. Soruyorum yani ne değişti de bunu hastalık olmaktan çıkardılar? Tamamen siyasi bir karar, sivil toplum örgütlerinden gelen baskılar sonucu çıkarıldı.
Yani sırf WHO böyle dedi diye bir şey doğru değildir.
Fizik yasalarını WHO belirlemiyor.

"Araştırma yok" konusuna gelirsek. Olmaz mı? Bir sürü var ama içlerinde bu iddiayı "ispatlamış" herhangi bir araştırma yok.

Bu arada evet mikrodalga fırının zararı olabilir şöyle bir zararı olur bir gün kafanı içine sokup beynini eritmeye karar verirsen o zaman olur bak. :P

GDO konusuna hiç girmeyelim çünkü çok çok başka şeyler. Bunların yanında elma ile armut bile ikiz gibi kalır.

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 00:58 
Çevrimdışı
Resul
Yaş: 28
Kayıt: 04 Şub 2010, 22:30
İleti: 441
Teddy ben "zararlarina inandigim icin cep telefonlari zararlidir demiyorum," bir seyin var olup olmadigina inanip ya da inanmayip ona gore hareket etmekle inanca dayanarak kesin yargilar uretmek arasinda daglar kadar fark vardir. Kaldi ki benim illa ki iyonize olmayan radyasyon muhakkak DNA tahribati yapar gibi bir savim da yok, fakat dolayli yollardan kansere sebebiyet verebilir, en basit ornek senin de dedigin isi etkisi, mikrodalga firin nasil iyonize olmayan radyasyonla gidalari pisiriyorsa (ve bunu saniyeler icinde yapiyor) insanlarin her gun saatlerce vucutlarina yapisik tuttuklari cep telefonlari hucrelerde pekala ciddi tahribata neden olabilir. Ozetle ben mevcut bilgiye dayanarak cep telefonlarinin sagliga zararli olduguna inaniyorum, inancimdan veri uretmiyorum. Dikkat et, ikisi arasinda daglar kadar fark var.

Ustelik yer cekimi gibi empirik, matematiksel olarak ispatlanmis, milyarlarca kez gozlemlenmis fiziksel bir olguyla yayginlasmasi daha ancak son 15 yilda olmus bir teknolojinin insan biyolojisi uzerindeki tesirlerini kiyaslayarak hatanin en buyugunu yapiyorsun.

Sonra sigara ve GDO'lari bir cirpida cope atiyorsun, sigaranin tesirleri de yeterince bilinmezken insanlara ilac diye yutturuldu. Asbest yillarca yapi materyali olarak kullanildi, kursun yillarca boya ve petrol urunlerinin icinde mevcuttu, hatta DDT bile insanlarin uzerine ilac gibi sikildi. Bunlarin hepsi bir zamanlar guvenli idi. Simdi biliyoruz ki bunlarin kansere neden olma ihtimali yuzde yuz gibi. Bu kesinlikci tavrinin zamaninda bunlara zararsiz diyen doktorlarin, bilim adamlarinin tavrindan ne farki var? Cep telefonunun yayginlasmasi son derece yeni bir olgu ve kanser cok yavas gelisen bir hastalikken "cep telefonlari zararsiz cunku radyasyon iyonize degil" diyen tavrin yukardaki orneklerden farki nedir?

GDO ornegine tekrar doneyim, bunlarin da zararli oldugunu "ispatlamis" bir tek arastirma yok. Tipki cep telefonlarinin zararli oldugunu "ispatlamis" ispatlamis bir tek arastirma olmadigi gibi.

Son bir not, APA ile WHO'yu karistiriyorsun WHO 1990'a kadar escinselligi hastalik kategorisinde tuttu (ki bence oyle ama bu baska bir baslik konusu). Aslinda bu ornegi getirmen de sadece soylediklerimi destekliyor, cunku escinselligin hastalik kategorisinden cikarilmasi da buyuk oranda bilime politika ve ekonominin karismasi ile ilgili. Nasil genetik sirketleri GDO konusunda bilim adamlarini baski altina aliyorsa, aynisi psikolojiyle alakasiz, politik hedefleri olan insanlarca APA ve WHO'ya da yapilmisti...

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 02:07 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
İnancımdan veri üretmiyorum diyorsun iyi güzel de ama bir yandan dolaylı olsa da kansere neden oluyor buna inanıyorum diyorsun. Ben de soruyorum bir RF dalgası nasıl ne yapar da "dolaylı yoldan" da olsa kansere neden olabilir? Şunu cidden merak ediyorum.

Mikrodalga fırın yiyeceği saniyeler içinde ısıtıyorsa beni de kanser edebilir demeye getirmişsin biraz. Allah aşkına iki üç atom birbirine sürtüp ısındı diye kanser olan birini duydun mu hiç? :P

Hata mı? Bak en büyük hata birazdan geliyor. :)
Cep telefonları yeni yaygınlaşmış olabilir zaten burada tartışılan şey bir "tüketici elektroniği" değil. Bunun yaydığı radyasyonu konuşuyoruz.

Hata kısmına gelirsek;
RF dalgaları, Elektromanyetizma, non-ionizing radyasyon konusu hiç 15 yıllık bir teknoloji olabilir mi?
Teknoloji demek bile yanlış çünkü birer icat değiller, insan yapımı şeyler değiller. Cep telefonunun yaydığı dalga bildiğin elektrik sinyalinden başka bir şey değil. Elektrik bildiğin üzere dünya var olduğundan beri var. Bu da bir teknoloji/icat değil. İçinde bulunduğun dünyanın kendisi zaten başlı başına bir radyasyon kaynağı. Dolayısıyla yeni bir şey yok. Milyarlarca yıl önce neyseler şimdi de o.

Mitlerden çok çekmiş bir sporla uğraşan insanların bulunduğu bir forumda üyelerin başka bir konudaki mitlere kulak vermesini hiç anlamıyorum. :)

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 12:19 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Bu sporda mit lerle uğraşılmasının sebebi de yine bu tartışılan konuda olduğu gibi "bilgi kirliliği"

Yaptığımız sporun temeli bellidir. Ana hatları bellidir, sporu karmaşıklaştıran şey yaratılan bilgi kirlilikleridir.

Bazen konu yüzeysel bakıldığı kadar basit olmuyor. Her insanın fiziki yapısının farklı olabileceği düşünülmüyor. Ne kadar kolay; "3-5 atom sürtününce kansermi olunurmuş" gibi acaip fikirler üretmek!

her insanın dna sı farklı, parmak izleri farklı, fiziki yapılarından, kan guruplarına,kas ve dokularına kadar her insan birbirinden farklı yapıya sahip. Senin benim,onun üzerinde etki etmeyen bir şeyin başkasında etki etmeyeceğinin bir ispatı yok!

Konu basite indirgenerek kaçak dövüşe gidiliyor. Cep telefonu sadece basit bir telsiz cihazıdır! menzili de açık alanda 2 km kadardır, şehir içi ve engebeli alanlarda ise menzili dahada kısadır. Yani cep telefonunun sinyal alması için 1 km lik alan içerisinde baz istasyonları bulunması gerekiyor. İşte cep telefonu diye hafife alınmaya çalışılan olgunun asıl eleştirilen tarafı baz istasyonları ve bu bağlamda yaratılan elektromenyetik alanlardır. Ülkemizde olsun, diğer ülkelerde olsun baz istasyonlarının insan sağlığına zararları tespit edilmiştir. Mahkemelerde açılan davalarda bir çok kanıt,ispat sunulmuş olay resmileşmiştir.

Yani boş argüman üretmenin,bilgi kirliliği yaratmanın lüzumu yok. Bu muhabbet içinde bir konudan örnek verilir verilmez konuyu bırakıp örneği çürütmeye çabalamak ta çok gereksiz!

Asırlar evvel fatih sultan mehmet'in hocası akşemseddin yaptığı tıbbi araştırmalarda, insanların hastalanmasının sebebinin gözle görülmeyen küçük böcekler olduğunu söylemişti.

Ondan 400 yıl sonra sonra pasteur da, mikrop olarak bildiğimiz küçük böceklerden bahsedene kadar, ve zamanla tıp bunu ispatlayana kadar hekimler "mikrop" denen bir varlığa inanmıyordu, olurmuydu öyle şey? "ufak ufak böcekler ha! hastalığı bu böceklermi yayıyormuş! imkansız! bunu söyleyenler aklını kaçırmış olmalı!" kanlı ellerle, ellerini bile yıkamadan hastadan hastaya giden doktorlar sayesinde hastalıklar yayılıyor, en ufak yaralar bile kangrene dönüşüyordu.Tıp eğitiminde sterilizasyondan,temizlikten hiç bahsedilmiyordu... Aradan geçen zamanlar içerisinde, tüm bunlar ispatlandı. Bu gün ellerini yıkamadan, sterilize etmeden hastaya bile dokunamıyor doktorlar! halbuki bir zamanlar ne kadar da eminlerdi buna gerek olmadığına! Mesela "cinsel yolla bulaşan aids hastalığının" ter yolu ile hatta dişçi koltuğunda bile bulaşacağına kimse inanmıyordu, bugün boks hakemleri eldiven takıyor diş hekimleri de bu konuda çok dikkatli... bunlar dün inanılmayan bugün ise inanılması çok doğal görülen bazı olaylara basit örnekler.

Cep telefonu dediğimiz olayın yaygınlaşması 93-95 yıllarından itibaren başladı. yani 18-20 yıllık bir miadı var! bu kadar yakın bir geçmişe sahip olmasına rağmen baz istasyonlarının halk sağlığı için tehlikeli olduğu mahkeme kararı ile kesinleşmiş durumda! yani mahkemeye başvurur başvurmaz mahkemeler baz istasyonlarının kaldırılması yönünde karar alıyor.

Şimdi "mahkeme mi? o da neymiş!" gibi küçümseyici yorumlar yapılacağını bildiğim için şunu da açmak lazım! mahkeme bu tür olaylarda bilirkişilerden faydalanır, bilirkişilerde üniversite kürsüleri, alanının uzmanları,uluslararası destekleyici kanıtlar vs. vs. den oluşur. Mahallenin elektirikçisini çağırarak tavsiye almazlar, çünkü bu tür davaların karşı tarafında da bunu yalanlamak için çabalayan baz istasyonu sahipleri vardır! bu sahipler de bildiğiniz büyük telekomunmikasyon şirketleridir, milyonlarca dolar yatırım yaptıkları bir alanda her türlü savunmaya girişirler ancak şu ana dek kazananı görülmemiştir. Yani böyle çok basit yüzeysel bakış açıları dahi insanda bir "acaba?" düşüncesi uyandıramıyorsa, yapacak birşey zaten olamaz.

Sonra da işte okuyoruz gülüyoruz,yurdum insanı diyoruz, bir zamanlar tv de Uğur Dündar vardı, meşhur gizli kameralar vardı. Gizli kamera ile hastalıklı kadın pazarlıyorlardı kadın açık açık "ben aids liyim hiv pozitifim" dediğinde adamın "bana birşey olmaz güzelim" dediğini tv lerden görüyorduk :) işte teddy in yok-mok-birşey olmaz lafları bana bunları hatırlattı, yüzümde bir gülümseme oluştu. Yeni nesil herşeyi biliyor gerçekten! :)

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 13:40 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
Konuyu oldukça farklı yerlere çekmişsin. :)

Türk Mahkemelerinin verdiği kararlar bilimsel değil, psikolojik olarak etkilenmeyi de göze aldığı için böyle bir karar veriyorlar. Elektromanyetizmayı gibi doğal bir fenomeni bile hala 15 yıllık bir "icat" olarak görüyorsanız ben artık bir şey diyemem.

Bu arada Shotokan seni bir arada tutan, atomlarına ayrılıp tuz buz olmanı engelleyen de EM kuvveti bu arada haberin olsun.. :P

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 14:13 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
:)

Verdiklerim örnektir, ancak forum gidişatından öğrendiğimiz kadarı ile, verilen örnekler rahatlıkla "başka yere çekmek" veya "alakasız" şeklinde isimlendirilebilirler. Verilen isimler anlatımların içeriğini değiştirmediği sürece sorun yok.

Başka bir yönlendirme örneği daha vereyim; konu başından beri "cep telefonu" diye tutturmuş gidiyorsun. Ben de diyorumki cep telefonunun yaygınlaşmaya başladığı tarih 18-20 senedir...hoop birden bire konuyu cep telefonunda gezdirenin sen olduğu unutuluyor, elektromanyetizmanın tarihine atlanıveriyor! cidden buna sen de inanıyor olamazsın. :) hani konu cep telefonları idi? ne oldu da birden bire elekromanyetik alana terfi ediverdik?

Türk mahkemelerinin verdiği bilimsel olmayan kararları milyonlarca dolarlık yatırımlar yapan telekomunikasyon şirketlerinin niye "bilimsel veriler" kullanarak iptal ettiremediğini de anlatmanı beklerim. :)

Vücudumuzun da %70 i su ama sudan boğulanlarımız oluyor değil mi? yani bizi var eden şey aynı zamanda yok etmeyede muktedir? :)

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 17:13 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
Bir önceki mesajlarımda sık sık sık dediğim gibi aslında bir "tüketici elektroniğini" tartışmıyoruz, bunun yaydığı RF dalgalarını tartışıyoruz demiştim. Olayı base istasyonları ve cep telefonlarına indiren ben değilim.
Hatta bununla dalga bile geçmiştim önceki postlarımda.

Adam evinde her türlü ısıtıcıyı kullanıyor, uydu anteni kullanıyor, televizyon izliyor, radyosu var, wireless internet kullanıyor hatta evinde aydınlatma lambası bile kullanıyor, evinde elektrik var (evet bunlar da bir tür radyasyon ve EM alan kaynağı?), doğal radyasyon kaynaklarını zaten geçtim, tüm bunları yapmaktan hiç çekinmiyor ama insanların çoğu takıntılı bir biçimde "cep telefonları" ve "baz istasyonlarını" yargılıyor. Buna benzer şeyler demiştim.

İnsanların bunları yargılarken başvurduğu şeyler de tamamen bilimsel açıklaması olmaktan uzak, "hmm 20 sene önce mobil iletişim yaygın değildi o halde mobil iletişim, base istasyonları kanser yapıyor" böyle bir mantıkla hareket ediyor çoğu kişi.

İşte anlayamadığım nokta da burası.


Dava konusuna gelirsek çok farklı kararlar alabiliyorlar, neticede ortada çok büyük bir bilgi kirliliği var. Sökülme kararı çıkan mahkemelerin hiç birinin bilimsel bir dayanağı yok.
Durum böyle olunca yerel mahkemenin aldığı kararlar daha üst mahkemelerce bozuluyor.

Sökülme kararını veren mahkemeler aşağıda kalın yazdığım şeylere dayanarak veriyorlar. Ne kadar bilimsel değil mi? :P

Alıntı:
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bu yıl temyiz incelemesini yaptığı bir davada ise yerleşim alanında kurulu baz istasyonunun sökülmesi yönünde karar veren yerel mahkeme kararını bozdu.

Daire, bozma kararında, baz istasyonlarının limit değerlere uygun bulunmadığının ispatlanması gerektiğine işaret ederek, ''Kanıtlanmayan, soyut, 'uzun vadede zarar verir', 'baz istasyonu yakın mesafede', 'görünce moralim bozuluyor' gibi nedenlerle dava açılması ve dava sonunda baz istasyonunun sökülmesine karar verilmesi hukuka ve yasalara uygun değildir'' değerlendirmesinde bulundu.

Görüyorsun ya insanlar neler diyerek bunlara karşı çıkıyor. Delinin biri çıkıp "base istasyonları kanser ediyor" diyerek kuyuya bir taş atmış şimdi kırk akıllı bunu çıkarmaya çalışıyor. ahah :P


Gerçi bu mitlere inanmak sizi mutlu ediyorsa inanmaya devam edin derim. :)

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 20:26 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Teddy her zamanki gibi alakasız laflarla kendi konunu saptırıyorsun.

google den bir dayanak bulmuşsun bunuda tüm Türkiyede olan biten şeymiş gibi yansıtıyorsun. Hadi yapma, sen de biliyorsun verdiğin bu örneğin ne kadar saçma olduğunu. 70 milyonluk bir ülke burası her konuda dava açan var, elemanın biri beni rahatsız ediyor diye dava açmış, e olabilir. Böyle bir dava açılması bilimsel bulguları yalanlıyormu? bilimsel dayanakla kapatılan baz istasyonlarının açılmasını sağlıyor mu? bu ülkede 50 binden fazla baz istasyonu var. Bunların içerisinde binlercesi kapatıldı,kaldırıldı, yerleri değiştirildi.

Kendin bir mit uydurdun kendi uydurduğun mit'in peşinden gidiyor bize mit yakıştırıyorsun. :)

Uğur dündar ve gizli kamera örneğini hatırlatıyım tekrar! :)) hala bana bişey olmaz modunda dolaşıyorsun.

http://daricahalk-der.blogcu.com/baz-is ... -1/8747242

linkin en altında bir genelge var bir oku zahmet olacaksa, ama tüm yazdıklarımda olduğu gibi okumadan yanıt yazacağına eminim :)

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 13 Şub 2012, 21:42 
Çevrimdışı
teddy bear
Yaş: 23
Kayıt: 04 Nis 2010, 01:01
İleti: 581
Abi bana alakasız şeyler söylüyorsun diyorsun da. :D

Sen Pasteur'den girip Uğur Dündar'dan çıkıp, AIDS'ten, dişçiye oradan boks maçlarına, Fatih'ten, Akşemsettin'e yani tüm bunları tek bir mesajda bir araya getirebiliyorsun. :P

Neyse ben artık burada yazmanın vakit kaybı olacağını düşünüyorum çünkü dönüp dolaşıp aynı şeyleri yazmaktan da biraz bıktım. Ben zaten söyleyeceklerimi söyledim, yazılarım ortada.
İsteyen gider dünyanın en büyük kanser enstitülerinin bu tür araştırmalar hakkında yayınladığı makalelerini okur çünkü inanılmaz bilgi kirliliği olduğu için evrensel ve güvenilir kaynakları referans almak yerine asıl işi bunu araştırmak olmayan güvenilirliliği şüpheli kaynakları referans alarak bir yere varılamaz.

Ayrıca bu spordaki mitlere savaş açmış bir forumun üyelerinden başka bir konudaki mitlere kulak veresi biraz hayal kırıklığı yarattı bende. Bunu da söylemesem olmazdı. :)

_________________
Everybody lies.
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 14 Şub 2012, 00:45 
Çevrimdışı
Resul
Yaş: 28
Kayıt: 04 Şub 2010, 22:30
İleti: 441
Ya beyler tamam uzatmanin geregi yok, Shotokan; Teddy'nin dedigi gibi ne cep telefonlarinin ne de baz istasyonlarinin kansere sebep oldugunu "ispatlamis" bir arastirma yok (ancak WHO kanserojen olmasi muhtemel kategorisine koyuyor). Teddy Bear; cep telefonlarinin kansere neden olmadigini "ispatlamis" bir arastirma da yok, halen suregiden arastirmalar yapiliyor.

Dolayisiyla, boyle kesin konusmak her ikiniz adina da yanlis. Ben konumumu netlestirmek adina sunu soyluyorum, cep telefonlarinin sagliga zararli olduguna, kanserojen etkileri olduguna inaniyorum. Tipki GDO'lu gidalara mesafeli durdugum gibi zorunluluk olmadikca cep telefonlarina da mesafeli duracagim. 10 yil sonra cep telefonlarinin tamamen zararsiz oldugu "ispatlanirsa" kullanmaya baslarim. Kullanmak zorunda olanlara da tavsiyem kullanim surelerini minimuma indirgemeleri ve zorunlu olmadikca cep telefonu kullanmamalari, ayrica kulaklik kullanmalari. Yok ben yuzde yuz eminim bir sey olmaz diyorsaniz o da sizin bileceginiz is.

Son olarak konunun daha fazla dagilmamasi adina konu basligiyla ilgili VERI ve ISTATISTIK disinda cep telefonlari meselesini simdilik kapatmanizi rica ediyorum.

Ilk mesajdaki soruyla ilgili baska fikirleriniz varsa buyrun. Esasen benim iki sorum var bilen varsa. Turkiye'de yapilarda asbest kullanimi yasaklanmis midir? Ev ve araba boyalarinda kursun bazli boyalar halen satilmakta midir yoksa yasaklanmis midir?

_________________
Resim
Resim
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye ve Kanser
İletiTarih: 14 Şub 2012, 10:15 
Çevrimdışı
Shotokan
Yaş: 38
Kayıt: 03 May 2010, 09:36
İleti: 590
Resul, kendi adıma belirteyim kavga falan yok.

Ben teddy e takılıyorum. O kadar kesin konuşuyorki! verdiğim örneklerin tamamı dün inkar edilen ama bugün kabul edilenler üzerine bu sebeple.Kendisi de bunun farkında olduğu için dalga geçerek atlamaya çalışıyor konuları. :)

Zaten yine belirttiğim gibi ben bir etki olduğuna ancak bunun çok az olduğuna inanıyorum. Cep telefonuna dokununca kanser oluyoruz anında vs. vs. gibi bir düşüncem zaten yok, ancak ilerleyen zaman içerisinde bunun olmayacağının ispatı da yok. Yani tarih "bunlar mit" diyenleri her zaman haksız çıkaran örneklerle dolu.

Asbest konusu da tıpkı bu tartıştığımız konu gibi. 19. yüzyıl sonları(1890 lı yıllar) asbestin zararları konuşuluyordu,elde bulgular vardı, ancak asbestin resmi olarak zararlı madde olması taa 20. yüzyıl sonuna kadar sürdü. O zamanlarda insanlar "mit bunlar.." tarzı takılıyordu.Düşünün ki Avrupa birliğinde asbest yasakları 2005-2006 da falan başladı.

Türkiye de ise hala, hatırı sayılır oranda asbest ithalatı yapılıyor, nerlerde kullanılıyor artık bilemiyorum.Yani tekstilden yapıya kadar her yerde asbest kullanımı mevcut. Asbest içeren gemilerin söküm işleri de yine Türkiye de yapılıyor.

Hatta tam tarihi aklımda değil, bir iskandinav ülkesinin oldu bitti yolu ile Türkiye'ye hurda olarak yolladığı asbest gemisini geri yollamıştı o dönemin bakanı hatırlanırsa.Diplomatik sorun çıkmıştı.

_________________
Hoşgörü; seni rahatsız etmeyene değil, seni üzene, rahatsız edene sunulan bir insanlık öğretisidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 47 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye